Kedici Dergisi’nin Temmuz-Ağustos sayısı benim için yalnızca yeni bir sayı değil; derginin geldiği noktayı gösteren çok önemli bir eşik oldu.
Çünkü Kedici, benim için 2008 yılında başlayan bir dergi hikâyesinden çok daha fazlasıydı. O gün yola çıkarken sadece kedilerle ilgili bir yayın yapmayı değil, Türkiye’de kedi kültürüne yeni bir bakış kazandırmayı hedeflemiştik. Aradan geçen bunca yılda şunu açıkça gördük: Kedici artık yalnızca bir derginin adı değil. Kedici, bu ülkede kedilere bakışın, kedilerle kurulan bağın, merhametin, bilincin ve birlikte yaşama kültürünün kabul görmüş bir mottosu haline geldi.
Bugün “Kedici olmak” dediğimiz şey, yalnızca kedi sevmek değildir. Kediyi anlamak, onun yaşam hakkına saygı duymak, sağlığını önemsemek, kültürdeki ve toplumdaki yerini savunmak, onun sessiz varlığında insanlığın vicdanını görmektir. İşte bu yüzden Kedici markasının bugün geldiği nokta, benim için yalnızca yayıncılık başarısı değil; yıllar önce atılmış bir fikrin toplumda karşılık bulduğunun çok güçlü bir göstergesidir.
Şunu artık açıkça söyleyebilirim: Kedici Dergisi her sayıda daha profesyonel bir noktaya ilerliyor. Yazıların niteliği, görsel dil, sayfa tasarımı, mizanpaj, kapak anlayışı ve içerik çeşitliliği her sayıda daha da güçleniyor. Bu artık sadece bizim hissettiğimiz bir şey değil; okurlarımızdan gelen geri dönüşlerde de bunu çok net görüyoruz.
Daha da önemlisi, Kedici Dergisi her sayıda daha fazla ilgi görüyor. Tirajımız hızlı bir şekilde artıyor ve her yeni sayıda çok daha fazla sayıda okura ulaşıyoruz. Bu bizim için yalnızca sayısal bir başarı değil; Türkiye’de kedilere dair kültürün, bilincin ve merhametin büyüdüğünü gösteren çok değerli bir işaret.
Kedici, yeniden yola çıktığı günden bu yana sadece bir dergi olmayı hedeflemedi. Biz kedilerden yola çıkarak yaşamı, vicdanı, bilimi, kültürü, sanatı ve birlikte yaşama ahlakını anlatmaya çalışıyoruz.
Ve görüyorum ki bu yolculuk giderek büyüyor.
Her sayı daha güçlü.
Her sayı daha profesyonel.
Her sayı daha çok okura ulaşıyor.
Her sayı Kedici ruhunu biraz daha görünür kılıyor.
2008’de başlayan bu yolculuk bugün artık kendi sınırlarını aşmış durumda. Kedici, bir dergi adı olmaktan çıkıp kedilere tutkuyla bağlı insanların ortak dili, ortak hafızası ve ortak duruşu haline geldi. Bu iddialı bir cümle olabilir ama gerçek bu. Çünkü yıllar içinde gördük ki bu ülkede kedilerle kurulan bağın bir adı varsa, o adlardan biri artık Kedici’dir.
Bu sayıya emek veren tüm yazarlarımıza, tasarım ekibimize, katkı sunan dostlarımıza ve en önemlisi Kedici okurlarına yürekten teşekkür ederim.
Çünkü biliyorum:
Kedici yalnızca bizim çıkardığımız bir dergi değil.
Kedilere tutkuyla bağlı olan büyük bir ailenin ortak sesi.
Dr. Tarkan Özçetin
Genel Yayın Yönetmeni